Slide 1 Title Here

This is slide 1 description.

Slide 2 Title Here

This is slide 2 description.

Slide 3 Title Here

This is slide 3 description.

Slide 4 Title Here

This is slide 4 description.

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Güzel bir hafta diliyorum takipçilerime.. 


     Hatay ilimize özgü bu nefis salatayı denemenizi, o güzel lezzeti tatmanızı şiddetle öneririm. Zahter, yabani kekik adıylada biliniyor kendine has keskin sayılabilecek aromasıyla hem meze hem salata olarak tüketilebilir. Doğada yabani olarak yetişiyor ve bir çok hastalığa da iyi geldiği biliniyor. 



Taze zahter mart nisan aylarında toplanıyor. Bunun dışında ise kavanozlarda hazırlanmış zeytinyağlı salamurasını  tüketebilirsiniz. Bir çok büyük markette ve özellikle şimdi çok rağbet gören Hatay ürünleri satış mağazalarında tüm hatay ürünlerini bulabilirsiniz.

Not: Kırma yeşil soslu zeytin, nar ekşisi ve zahteri Hatay ürünleri satış mağazalarından temin ettim. Ankara da benim bildiğim Ulus'ta sanayi caddesi No 10/19 da ve Kızılayda ise İzmir 2' de satış mağazaları var.  


     İçine en çok nar ekşisi ve ceviz yakışıyor . Bunlara ilave küçük doğranmış kuru soğan ve domates ayrıca soslu kırma yeşil zeytin..
Görüntüsü kadar lezzetide çok güzel değil mi? 




Sırada yine nefis mi nefis bir meze daha var..

14 Ağustos 2014 Perşembe




Herkese kocaman sevgi dolu merhabalar,

 Çiçek çörekleri geçen hafta sonu yeğenimin sünnet olan oğlu için yapıp götürdüm. Hafta sonu olduğu için  çay içmeye  geleceğimizi, çayın yanına da bende bir şeyler yapacağımı belirttim. Bu tarifin  bir çok versiyonunu blog arkadaşlarımda zaman zaman görüyorum farklı bir biçimde şekillendirilmiş olsalarda esas lezzeti benim favorim oldu..  



Her zamanki klasik tuzlu çörek tarifimde yaptım değişiklikle ortaya çıktı bunlar... 


Malzemeler: (2 tepsi çörek oluyor.)

1/2 çay bard. zeytinyağ
1/2 teremyağ
1/2 peket yaş maya
2 yumurta
( yumurtalardan birinin sarısı üzeri, beyazı ise peynir harcı için ayrılacak)
1 çay bard.ılık süt
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 çay kaşığı tuız
aldığı kadar un
İç harcı:
1 su bard rende kaşar ve hellim peyniri karışımı ( evde bunlar vardı)
 çok ince kıyılmış maydonoz
1 yumurta beyazı

Üzeri için çörekotu

Hazırlanışı:
Ilık süt şeker ve bir kaşık un ile mayayı çözdürün kabarmaya bırakın.
Hamur yoğurma kabına yağları margarinleri tuz koyup iyice karıştırın üzerine 3 su bard yaklaşık unu eleyin ve kabarmış olan mayalı karışımı dökün.
Elinizle yoğurun oldukça yumuşak bir hamur elde etmelisiniz 
Unu gerektikçe azar azar ilave edin. 
Hamurunuz yoğurma kabından ayrılıp yapışmaz bir topak olduğunda yoğurmayı bırakın, elinizi yağlayıp hamuru alt üst ederek üzeri kapalı olarak 20 dakika kadar mayalandırın.
Bu arada içi harcını hazırlayın. 
Mayalanan hamuru elinizle bir defa çok ezmeden gazını almak için yoğurun sonra ceviz kadar parçalar alarak çay tabağından küçük olacak şekilde inceltin içine harçtan koyup hamurun açık kısmınıtorba gibi büzerek kapatın ve yağlanmış tepsiye büzdüğünüz kısım alta gelecek şekilde aralıklı olarak dizin. ilk tepsi bitince mutfak makasıyla çöreklere ( tepsideyken)dört yerden  küçük kesikler atın yumurta sarısı sürün ortalarına çörek otu koyarak fırında pişirin .ikici tepsiyi de bu şekilde hazırlayıp pişirin. Afiyetler olsun.



8 Ağustos 2014 Cuma

       Bir hafta sonuna daha geldik, günler ne kadar hızlı geçiyor sanki dünmüş gibi yeni yıl, mart, nisan diyorduk bakın yazı bitirmek üzereyiz.. Biz güzel bir karadeniz gezisi yaparak dinleneceğiz zannetmiştik ama sanki bir hafta da deniz tatili yapsak fena olmayacak gibi.. Bakarsınız bu sefer de gitmeyi planladım yerlerden seslenirim sizlere belli mi olur..  Eylül benim bereketli ve en şanslı ayım olur her zaman bu sefer de böyle olacak..JJJ

Her gününüz bol sağlık, sevgi dolu ve afiyette geçsin olur mu? 

Adıyaman mutfağına ait olan bu kebabı da evde çok kolaylıkla yapabilirsiniz. Tarifiadını bile hatırlamadığım bir TV programında seyrettim tabi gece yarısıydı ve yutkunum yatmaktan başkaca elimden bir şey gelmedi ama ertesi gün bunlar yapıldı gördüğünüz gibi..

Orijinal tarifi harlı ateş üzerine oturtulan bir saç üzerinde yapılıyor, ama sizin sacınız yoksa geniş bir tavada da gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz.



Malzemeler: (4  kişilik)

1 kg. ince biftek
1 kase Kuyruk yağı( bazı büyük marketlerde satılıyor, yoksa tereyağ)ben tereyağ kullandım.
3 adet domates (1 cm kalınlıkta  halka dilimlenmiş)
Yeşil sivri biber
 Sarımsak (kabuklu kullanılacak)

Marine etmek için:  tuz, kekik, pul biber 

Hazırlanışı:
Tuz, kekik, ve pul biberi bir kapta harmanlayın bunu etlerin yüzeyine bolca sürün ve üzerini streçleyip en az yarım saat bekletin.
Kuyruk yağını ya da tereyağını küpler halinde doğrayın. 
Sacınızın kenarlarına halka halka kestiğiniz domatesleri, ortasına yağları, biberleri ve kabuklu iri diş sarımsakları yerleştirin harlı ateşte iyice kızarmalarını sağlayın. 
Domateslerin suyu ortada yağa karışınca çok fazla ölgünleşmeden domatesleri bir tabağa alın biberler kalsın. Sac a bu sefer etleri dizin arkalı önlü iyice kızarana kadar pişirin. Servis tabağına da aynı konumda dizin sarımsakları kabuklarından ayırın etlerin yanına koyun ve taze yeşillikle süsleyip sıcak servis edin..

Tadı çok güzel oluyor pratikliği düşünüldüğünde davetlerinizde de kolaylıkla yapabileceğiniz için şiddetle tavsiye ederim.






6 Ağustos 2014 Çarşamba






Merhabalar,

      Sevgili Yeturla Lezzet Kareleri bloğunda çok güzel tarifler paylaşıyor Sevgili Yeşim çok önceden tanıdığım bir blog arkadaşım.. Bir çok tarifini denedim ve her seferinde olumlu sonuç aldım. Aklıma şu an gelenler pet şişede kışlık  asma yaprağı,
(mayıs ayında yaptığım yapraklar şimdi pet şişede altın sarısı renkteler) ev yapımı döner, tavuk şiş kebap, karışık turşu ve yine ev yapımı kaymak oldu..  
     Kızlarım kaymağı çok beğendiler bizim evde kaymak çok sevilir ve yenir. Bu Kaymağı kahvaltı dışında ramazan boyunca yapacağınız tatlılarda da gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. 

Sevgili Yeşim güzel paylaşımların için çok çok teşekkür ederim.

5 Ağustos 2014 Salı




Herkese sevgi dolu güzel bir gün olsun..

Patates mayalı poğaçayı çoktandır yapmıyordum. Rahmetli Anneciğim patatesleri haşlar hamura katar ve mayalanmaya bırakırdı ondan sonra da farklı farklı şekillerde poğaçalar börekler yapardı. Rahmetli amcamın hanımı Fatma yengemde beş çayına bize gelmeyi çok sevdiğini söylerdi, nedenini soranlara da ''Makbule çayın yanına çok güzel hamur işleri  yapıyor bu yüzden'' derdi. hepsinide buradan rahmetle anıyorum. 

Bu tarifimin ölçüleri (2 tepsi için)

2 adet yumurta
1 su bard. oldukça suluca yoğurt
2 adet haşlanmış patates
1/2 su bard. sıvıyağ
1 tatlı kaşığı toz şeker
1/2 su bard.yumuşak tereyağ
1/3 paket yaş maya
1 çay kaşığı tuz
aldığı kadar un
üzeri için çörekotu

Hazırlanışı:
Patatesi soyup dörde bölün 4 dakika düdüklüde çok az su ekleyerek pişirin sıcakken ezin. 
Hamuru yoğuracağınız kaba 1 tam yumurtayı + 1 beyazı yoğurdu, tuzu,ufaladığınız mayayı, şekeri yağları ekleyin iyice karıştırın üzerine patatesi ve azar azar unu ilave edip oldukça yumuşak bir hamur yoğurun . 
İyice özleşince topak haline getirip beş dakika bekletin bu arada fırını yakın ısınsın. 
Mandalina büyüklüğünde parçalar alıp pasta tabağı kadar açın dörde bölün ve her birinin ortaya gelen ucunu biraz uzatın diğer geniş kenarından rulo sarın ve 
U şekli verip yağlanmış tepsiye aralıklı olarak dizin. Üzerini bir bezle örtüp kabarmalarını bekleyin. 
Poğaçalar mayalanıp iki katına çıkınca üzerine ayırdığınız yumurta sarısını sürün bol çörekotu serpip fırında kızarana kadar pişirin.. 



4 Ağustos 2014 Pazartesi

Güzel bir hafta dileyerek hepinize kocaman merhabalar sevgili dostlar.. Yaz mevsiminde patlıcanla yapılan bir çok farklı lezzet vardır bu da onlardan birisi. 


Güzel bir meze


Malzemeler:

2 adet patlıcan
2 adet domates
2 adet mozzerella peynir ( taze urfa veya köy peyniri ile de yapabilirsiniz. bir gece önceden ıslatıp tuzunu çıkartın ve yumuşamasını sağlayın )

Sos için:
1 su bard. su
2 yemek kaşığı sıvıyağ
domates rendesi
1 yemek kaşığı domates salçası
Tuz, karabiber, kekik

Kızartmak için sıvıyağ
3 yemek kaşığı un ( patlıcanları bulamak için)

Patlıcanları soymadan halka halka dilimleyin tuzlu suda bekletin.  
Kurulayın her halkayı unlayın ve sıvıyağda kızartın kağıt havlu üzerine alın
Mozzerella peynirini halka halka dilimleyin.

Sos için domatesin kabuklarını soyun rendeleyin sıvıyağ, salça, tuz, kekik ve su ile pişirin.

Fırın kabına patlıcan ve peynirleri balık sırtı şeklinde dizin. yaklaşık 10 dakika (mozzerellalar eriyene kadar) fırınlayın , üzerine sosu gezdirin sıcak servis edin.


25 Temmuz 2014 Cuma



Sevdiklerinizle birlikte barış, huzur, sağlık ve afiyet dolu nice Bayramlar dilerim...

Hayatınız lezzet dolsun. 




Muhteşem bir lezzet. Evde canınız istediğinde güvenle yapabileceğiniz bir tarif.
 Sevgili Yeşim tarif için çok teşekkür ederim arkadaşım..



Ev yapımı et döner (tarif Yeturla lezzet kareleri ne ait)

malzemeler:
1kğ. kuzu külbastılık et veya dana biftek

Ara harcı:
1 kase orta yağlı dana döş kıyma
1 orta boy kuru soğan
2 kaşık yoğurt
tuz-kekik

Etleri streç film arasında birazcık inceltin
Arasına konacak harcı  robotta çekin veya elinizle iyice yoğurun
1 kat et bir kat harç olmak üzere üst üste yerleştirin
Sonra  dönerinizi alıp sıkıca rulo yapın


Streçe veya naylon poşete koyup sıkıca paket edin.
Baton kek kalıbına ya da dikdörtgen bir saklama kabına yerleştirip dondurucuya kaldırın.

Kullanacağınız zaman önce fırınızınız 50-60 dereceye ısıtın servis tabaklarını koyun ve fırını kapatın orada tabaklarınız ısınsın.


2 kaşık domates salçasını sulandırıp kıvamlı bir sos pişirin.



Döneri  buzluktan çıkartın 5-10 fdakika bekletin,keskin ve güçlü bir bıçakla döner keser gibi ince tabakalar halinde doğrayın ve yağ sürdüğünüz tavada ya da pişirme kağıdı serdiğiniz tepsiye yerleştirin. Tavada arkalı önlü çok çabuk kızaracaktır.Tepside ise ızgara konumunda fırınlayın



Diğer tarafta pideleri karekare doğrayın tereyağla yağladığınız tavaya koyup cam kapak kapatarak kızartın/ısıtın.
Domatesleri dilimleyin, biberlerlerle birlikte sadece yağladığınız başka bir tavada veya fırının ızgara konumunda közleyin.




Fırında ısınan tabaklara önce pideleri üzerine dönerleri yerleştirin yanına bulgur pilavı, yoğurt, domates ve biber dilimlerini koyun.

Üzerlerine önce sostan gezdirin sonra da kızdırılmış tereyağ gezdirerek sıcak servis edin.



Not: Yeşim hanım pişirme işlemini daha farklı yapmış. burada  





23 Temmuz 2014 Çarşamba




Üçüncü iftar davetim de 15 kişilikti.





Mönüde olanlar:

Sütlü Yarma Çorbası ( bu çok sevilen bir çorbam)


Çoban salata
Kağıt Kebabı ve firik pilavı ( tarifleri gelecek)




Humus 



Peynir dolgulu kapya biberler

Limonata




Aşure







21 Temmuz 2014 Pazartesi


Yaz sıcakları için birebir serinletici özellikte ve lezzette bir parfe


İftar davetim için meyveli hafif bir tatlı arayışındaydım. Aradığım tarifin hem hafif hem sıcak yaz akşamlarında serinletici olmasını  düşünürken arşivimdeki bu tarif gözüme ilişti. Hem evde çok sayıda şeftali ve diğer malzemelerde vardı, hemen denemek için kolları sıvadım benim silikon kalıbımdan çok düzgün çıkmasa da tadı çok beğenildi.   

      Bu tarifi Umut Sepetim in sahibi sevgili Zeliha nın bloğunda görüp not almışım. 
  Denediğinizde bana hak vereceksiniz.  Zeliha cığım tarif için çok teşekkürler. 


Damla çikolatalı ve şeftalili Parfe
          Malzemeler:
            Sade parfe:
  • 1 paket sade toz şanti
  • 1,5 su bardağı süt
  • 4 adet şeftali ( kabukları soyulup doğranmış)
             Damla çikolatalı parfe:
  • 1,5 su bard. Soğuk süt
  • 1 paket çikolatalı toz şanti
  • 1 su bard. damla çikolata
            Ortak kullanılan krema:
  • 1/2 su bard. toz şeker
  • 3  yumurta beyazı
  • 1 fiske tuz
            Hazırlanması:

  1. Sade parfeyi hazırlamak için krem şantiyi üzerindeki tarife göre hazırlayıp içine kabukları soyulmuş ve küp doğranmış şeftalileri ilave ederek karıştırın dolaba kaldırın..
  2. Çikolatalı parfeyi de aynı yöntemle hazırlayın içine bu sefer damla çikolataları ekleyin karıştırın onu da dolaba kaldırın..
  3. Yyumurta beyazlarının içerisine bir çimdik tuz atarak mikserle iyice köpürtün.
  4. Yumurtalar köpürünce, yavaş yavaş toz şekeri edin. Kabarsın bu karışımı söndğürmeden  ikiye bölün.
  5. Yarısını şeftalili parfeye diğer yarısını da damla çikolatalı karışıma ekleyin her ikisini homojen olacak şekilde alttan üste doğru karıştırın Şekilli bir kek kalıbının tababına streç flim yayın. Şeftalili karışımı döküp yayın dolaba kaldırın biraz donunca bu sefer damla çikolatalı karışımı koyup yayın üzerini düzeltin. Ve streçle kapatıp dondurucuya kaldırın
  6. En az yarım gün durması gerekir. Donduktan sonra, ne zaman isterseniz tüketebilirsiniz. Servisten beş-on  dakika önce çıkartın dikkatlice dilimleyin.
  7. Not:Ben biraz acele davranınca kalıptan çok muntazam çıkartamadım. 

17 Temmuz 2014 Perşembe

Ramazanın ikinci hafta sonunu eski komşularıma ayırmıştım. Sağolsunlar hepsi de ayarlayıp davetime katıldılar. Onların yeri her zaman başkadır.

Komşularıma hazırladığım mönüde olanlar:



-Fesleğenli Közlenmiş  domates çorbası( tarifi gelecek)



   


-Tel şehriyeli pirinç pilavı

-Kayseri Mantısı

-Taze baharatlı Pesto Soslu Tavuk Sarması 
Bu sefer bloğumdaki tarife ek olarak harcına taze kekik, rende kaşar ve biraz ekmek kırıntısı koydum ve cevizi çıkarttım. böylesi de çok nefis oldu.
   




-Şeftalili damla çikolatalı parfe (tarifi gelecek)








15 Temmuz 2014 Salı



Herkese kucak dolusu sevgiler,

 Ramazanda iftara  misafir çağırmayı, niyetli olanlara yemekler hazırlamayı çok seviyorum. Gelebilenlere evimde, gelemeyecek olanlara da hazırlayıp götürüyoruz.. Geçen hafta sonu da yine çok yoğun ama bir o kadar da keyifli geçti. Ramazanın en güzel tarafı kalabalık sofralarda yenen yemekler.


 Cuma akşamı davetim için mönümüzde olanlar:

- Sütlü yarma çorbası



- İzmir köfte (tarifi gelecek)


-Tel şehriyeli pirinç pilavı

- Humus



- Cevizli nar ekşi soslu Roka Salatası







 -Soslu patlıcan dilimleri





 -Aşure




11 Temmuz 2014 Cuma





       Bu kapalı pideleri Yine Kayseri'de tatmıştık, ama tarifini her görüştüğümüzde  almayı unutuyorum ne yazıkki. Bu güzelliği denenemek olmazdı. Bir hafta sonu klasik pide hamurumla ve rahmetli annemin çok önceleri yaptığı içli börek harcı ile denediğimde en güzel sonucu aldım..
Sizlerinde Ramazanda bu güzel tarifi şiddetle denemenizi tavsiye ederim...Buyrun tarifi

Malzemeler:
 3 su bard. un
1 su bardağına yakın ılık su
1 yemek kaşığı toz şeker
1 çay kaşığı  tuz
1yemek kaşığı dolu instant  maya
1 yemek kaşığı zeytinyağ

 İç harcı:

1 adet  ince doğranmış kuru soğan
250 gr. orta yağlı kıyma
Yeşil biber(incecik kıyılmış)
1 yemek kaşığı domates salçası
tuz,karabiber, pul biber

Harç malzemesini çiğ olarak hazırlayın.

 Hazırlanışı:


 -Mayayı, şekeri, yarım bardak ılık suyu ve bir kaşık unu hamur yoğuracağınız kasede kabarmaya bırakın.  -Mayalanma olunca kalan unu ekleyin, ılık sudan ölçülü bir şekilde ilave ederek yumuşacık bir hamur yoğurun. -Bir kaşık zeytinyağını elinize dökün ve hamuru bununla son kez yoğurup bırakın.
-Mandalina  büyüklüğünde bezeler alarak unlanmış tezgahta elinizle veya merdane ile pide görünümünde  uzunlamasına ince bir hamur açın
-Her hamur üzerine yanlardan bir cm. boşluk bırakarak iç harçtan yayın ve kenarlarını ortaya doğru kapatın.  -Unlanmış tepside mayalanmaya bırakın tepsi mayası gelince üzerine  bir kaç damla su ile incelttiğiniz yumurta sarısı sürüp sıcak fırında kızarana kadar pişirin.






10 Temmuz 2014 Perşembe


Herkese merhabalar,
Değerli Müjgan ablamızda tattığım ve çok beğendiğim börülceli pilavı bende sizlerle paylaşmak istedim. Ramazanda iftar davetlerinizde yapacağınız farklı bir pilav için iyi bir seçenek olacaktır..



Malzemeler:

1 su brd. kuru börülce( akşamdan ıslatıp pişirilmiş)
1 su bard. pirinç
1 adet kuru soğan
2,5 yemek kaşığı tereyağ+sıvıyağ karışımı
tuz, karabiber
3 su bard. tavuk suyu + sıcak su

Hazırlanışı:

 Pirinci  yarım saat önceden tuzlu ılık suyla ıslatın.
Tereyağında yemeklik doğradığınız soğanı saydamlaşana kadar soteleyin
Pirinci  iyice yıkayıp süzdürün ve ilave edin 10 dakika kavurun.
Tavuk suyunu +kendi pirincinizin cinsine ve kalitesine göre sıcak suyu,  tuzunu ve karabiberi ekleyin. 
Bu arada önceden haşlanmış börülceleri ilave edin karıştırıp önce harlı sonra kısık ateşte pilav suyunu çekinceye kadar pişirin . Ocaktan alıp üzerine kağıt havlu serip demlendirin. Servis yapmadan önce çatalla hafifçe harmanlayın Dilerseniz üzerine kızdırılmış tereyağ gezdirin



7 Temmuz 2014 Pazartesi


 Merhabalar,  haftanız çok güzel geçsin. Bir çok hanım gibi evde yapabileceğim malzemeleri  kullanılan katkılardan dolayı hazır almak yerine evde kendim yapmaya özen gösteriyorum. Çalışan biri olmama rağmen bunlara mutlaka vakit ayırıyorum.
Bunlardan birisi de ev yapımı tavuk veya et suyu tabletlerim..

Tavuk Suyu tableti

Malzemeler:

1 kilo tavuk kalçası ve budu veya kemikli dana eti
Saf zeytinyağı
1 büyük soğan, 2 kereviz, 2 havuç, (soyulmuş ve küp küp doğranmış)
3 diş sarımsak, tane karabiber
2 defne yaprağı
10 dal kekik

Yapılışı:
Fırını 220 dereceye ısıtın. Tavuk kalçalarını ve butlarını ya da kemikli eti bir fırın tepsisine koyun. 
Hafifçe yağlayın, kızarana kadar 35-45-60 dakika pişirin. 
Büyük, derin bir tencereye zeytinyağı dökün. 
Soğanları, kerevizi, havuçları ve sarımsağı orta ateşte kavurun. 
Sebzeler yumuşayana kadar 8-10 dakika karıştırarak pişirin.
Tavuğu fırından çıkarın, defne yaprağı tane karabiber ve kekikle birlikte sebzelere ekleyin. 
Tencereye 5 lt. su doldurun, yüksek ateşte ocağa koyun. 
Suyu kaynatın, altını kısın. Suyun yüzeyinde oluşan köpüğü alın 
1- 1,5  saat kısık ateşte pişirin. Suyu azalacaktır.
Tavuk etini ve sebzeleri bir süzgeç yardımıyla tencereden çıkarın. Et suyunu soğuyunca küçük kaplarda buzlukta saklayın. 







Not: bu şekilde hazırladığınız et suyunuın rengi biraz kahverengiye yakın olur eğer böyle sevmiyorsanız fırınlamadan da yapabilirsiniz.

27 Haziran 2014 Cuma

     Çoktandır istediğimiz Karadeniz turunu nihayet gerçekleştirdik. Burada yazmak istememin en önemli nedeni hem karadenize gitmek isteyenler için  bir klavuz bilgi olması, hem de çok keyif aldığımız gezide konakladığımız oteller yemek yediğimiz mekanlar veya gördüğümüz yerler hakkında bilgi aktarmak. böyle bir geziyi yapmak isterseniz mutlaka bir tur şirketiyle yapın derim. çünkü özel arabanızla hem çok yorucu olur hem de bölgelerde planlı olarak gezmeniz çok ama çok zor olur.
    Ülkemizin eşi benzeri bulunmaz bir cennet olduğunu, hepimizin bu cennet vatanın kıymetini bilmemiz gerektiğini bir kez de Karadeniz de görüp anladık.


Seyahatimizin büyük çoğunluğu kıyı şeridindendi. Sahil boyunca gördüğümüz manzara , uçsuz bucaksız masmavi karadeniz ve bitiminde başlayan doğanın hiç bir yerini boş bırakmadığı yemyeşil çam ağaçlarıyla, fındık dallarıyla dolup taşan dik yamaçları, daha sonrasında ise çayırların alabildiğine uzandığı eşsiz bir manzaraya sahip yaylaları oldu. Yol boyunca şehirlerin hemen hepsinde vadilerden akıp denize dökülen binlerce akarsuyla ve onlarca tünelle karşılaştık.
Karadeniz turumuzu biz Ayder Turizmle yaptık. Karadeniz gezisi yapan bir çok tur şirketi var.  turun bir diğer güzel tarafı nerede kalınacağı nerde yemek yeneceği derdini yaşamıyor olmanız..
  

Ankara çıkışlı turumuzun ilk durağı şehzadeler şehri diye bilinen  Amasya'ydı. 

Yeşilırmak kenarındaki sıralanmış Ahşap Amasya evleri şehre sıra dışı bir lirizm katmış. Evlerin bir kısmı bugün pansiyon ve otel olarak kullanılıyormuş.
Hemen evlerin arkasındaki kayalıklardaki Kral kaya mezarları, kentte bugün bile tarihle nasıl iç içe yaşandığının en belirgin göstergeleri. 





Rehberimizin anlatımı doğrultusunda edindiğim Amasya’nın tarihinin milattan önce 5500 yılına kadar uzanıyor olması. asırlar boyunca Bizans, Selçuklu, İlhanlı, Osmanlı medeniyetlerine tanıklık etmiş bir kent.






Öğle yemeğimizi ırmak kenarındaki Harşena konakta yedik. 



Mönüde çorba, körili tavuk salata ve tatlı vardı.



Etnoğrafya ve mumyalar müzesi gezisinden sonra, 




Ordu' ya hareket ettik.

Ordu karadenizde en çok beğendiğim şehir oldu hem modern görünümü ile hem sahil kenti olması nedeniyle en önemlisi  yemyeşil doğasıyla beni mest etti.



 Şehirde sahilden Boztepe ye kadar çalışan teleferik şehri kısaca gezmenizi sağlayan en güzel çözüm olmuş. Manzara muhteşemdi..



Parkları çiçeklerle donatılmış



  Daha sonra Yason burnunu ve oradaki Yason kilisesi ziyaret ettik. 





Buradan gece konaklayacağımız Anemon otele geçtik. Deniz kenarındaki Anemon Otel dört yıldızlı ve her detayın düşünüldüğü bir konfora sahip odaları ile tura katılanların en çok beğendiğimiz otel oldu. Dönüşümüzde de bu otelde konaklamak keyifliydi.Tur şirketleriyle yaptığı anlaşma gereği bize açık büfe kahvaltı ve akşam yemeği verildi. Birkaç tur kafilesinin aynı saatte otele giriş yapmasından kaynaklı açık büfe sırasında ufak tefek sıkıntılar dışında herşey yolundaydı.


Otelde dilerseniz ücretli olmak üzere çayınızı içkinizi alabiliyor, alakart mutfağından da faydalanabiliyorsunuz. Örn. benim yemek sonrasında çay yanında yemeyi tercih ettiğim Şekerpare, kazandibi armut talısından oluşan Türk tatlı tabağının fiyatı 12 TL. idi.


 Otelin denize ve karayoluna bakan odalarında herşey düşünülmüş.




Ertesi gün kahvaltı sonrası Giresuna hareket ettik. Orada giresun kalesini ve Topal Osman' ın mezarını gezip











 Gümüşhane'nin Torul ilçesine doğru yol aldık. Harşit vadisi görülmeye değerdi, oraya yakın yüksek bir bölgede doğal güzelliğiyle hayran olduğumuz karaca mağarasını gezdik. ne yazıkki içinde fotoğraf çekilmiyor.






 Öğle yemeğimizi yemek üzere yol üzerinde bulunan Kral Park tesislerinde mola verdik, yemekte yöresel bir çorba yaz türlüsü salata ve ilk defa duyup tattığımız erişte tatlısı vardı. 






Yemek sonrası ünlü Zigana geçidinden geçmeden 10 dakika kadar fotoğraf çekimi için mola verdik 







Güzergahımızda Hamsiköy gibi bir çok karadeniz köyünü ve  ilçesini görüp gözlerimizi yeşile doyurduk.

Kartpostallara konu olan ünlü Sümela Manastırını görmek üzere bir noktaya kadar otobüsümüzle gidip sonrasında oradaki minibüslere ulaşılabilecek yere kadar transfer olduk. 
 Manastırın ne kadar çok harap edildiğini görmek hepimizi son derece üzdü. 






Manastırın ulaşılması güç bir yerde o zamanın imkanlarıyla nasıl yapıldığı akıl alır gibi değil. 


Biz otobüse dönüşümüzü 1,5 km lik patika yoldan yapmayı tercih ettik.




Akşam konaklayacağımız İpek yolu otele doğru hareket ettik.


Otelin vadiye bakan nefis bir manzarası 



3. günümüzde Of-Çaykara Uzungöl ve Rize vardı. Of da diğerleri gibi çok güzel bir sahil kasabası.

Yolun her iki tarafında yer alan uçsuz bucaksız çay tarlaları görülmeye değerdi.


 Çaya adını veren Çaykara' da bir çay fabrikasını kısaca gezip ikram çaylarını içtik ve muhteşem bir tada sahip çaylarından satın aldık..



Ve yine muhteşem bir doğa harikası olan uzungöle varış. Hani uzungölün klasik bir fotoğrafı vardır ya..  işte biz burayı şimdi kendimiz geziyorduk Allah ın buraya verdiği  cömert güzelliğe hiç. birimiz doyamadık.  



Otobüsteki konuklar Uzungöle varıncaya kadar o kadar çok heyacanlıydı , veee muhteşem manzarası ile Uzungöl






Karadenizin meşhur sütlacını, muhlamasını kaç kere yedim hatırlamıyorum..Öğle yemeğini uzungölde güzel bir restoranda yedik,  burada yediğimiz tereyağlı alabalığın salatanın sütlacın tadı hala damağımızda ..



Hepimiz nasıl acıkmışız bakar mısınız..



     Buradan Rize'ye hareket ediyoruz. Yol üzerinde Rize bezi fabrikasından alışveriş yapılıyor. Akşama doğru Rize çayeli sahilinde ki Grand Çavuşoğlu otele yerleşiyoruz.




 Dört yıldızlı bu otel de gayet modern döşenmiş konforlu odaları  bulunuyor.




    Ayrıca  herkes canlı müzik eşliğinde geceyi neşeli bir şekilde geçirdi..
Horon vurmak bir ayrıcalık buralarda..Garsonlar işini bitirir bitirmez konuklarla horon vurmaya katılıyorlar..



Turun dördüncü sabahı programa dahil olan Gürcistan Batum' a geçiş için hazırlandık. vizesiz bir geçiş yaparak  Batum' da bir kilise ve müze gezisi nin ardından dünyanın her yerinden getirtilen onlarca ağaç ve bitkiden oluşan botanik bahçe


Batum da ilginç mimariye sahip binalar oldukça fazlaydı..









Tepedeki botanik bahçeden şehrin manzarası ve 



ve yol boyunca onlarca ortancalar




Sonra deniz kenarında bir restouratta kafkas dans grubu eşliğinde açık büfe öğle yemeğimizi yedik. 







Öne çıkan lezzetlerden benim seçtiklerim,  Çorba, peynirli pidesi ve farklı isimle anılan gürcü mantısı bir de meyveli gazoz tadında ama güzel bir aromaya sahip meşhur armut suyu








Şehrin ortasındaki parkta kocaman bir bambu ormanı mevcuttu  








 Orada bize gürcü bir hanım rehber eşlik etti, az çok bizi bilgilendirdi ama  botanik bahçedeki her ağacın nerden  geldiği gibi bilgileri aktarabilecek bilgiye sahip olsaydı gezimiz çok daha anlamlı olacaktı.
 Zira o dil oldukça hepimize yabancı bir dildi..

Dönüşte aynı geçiş işlemlerinde sıkıntı yaşamamak için  Batum'a veda edip yorgunluğu hiçe sayacak kadar kendimizden emin bir şekilde


 Ayder in yolunu tuttuk. Yol boyunca son yıllarda üretimine hız verilen kivi fındık bahçelerini de seyrettik. 





    Ayder yaylası  başlı başına görülmeye değer bir doğa harikası gerçekten. Tek göze batan tarafı ise talepler doğrultusunda hızla yapılaşmaya yönelmesi. Her yer yemyeşil gelintülü şelalesi ona keza..


  Külde kahveler içildi..


Mısır unu ile yapılan lezzetler tadıldı.





  Şenliklerin yapıldığı meşhur yayla




Konaklamak üzere orada bulunan Ayder Haşimoğlu otele geçtik  Otel dağ oteli olarak ahşap bina ve eklentilerden oluşmuş. Buradaki sıkıntı odaların oldukça küçük ve kullanışsız planlanmış olması ve yetersiz kalması otel çalışanlarının  profesyonellikten uzak olması bizi hayal kırıklığına uğratan tek olumsuzluk diyebilirim.. 



Kahvaltı ve akşam yemeği bir kaç turun aynı anda katılımıyla biraz hengameli oldu.. sabah kahvaltısını alıp o güzel manzarası olan dereye karşı verandada yapmak bana bu olumsuzlukları unutturmaya yetti de arttı bile..




5. Gün ise programızda Gelintülü Şelalesi - Çamlıhemşin - Fırtına Vadisi - Timisvat Köprüsü ve Trabzon var

Çamlıhemşin' den sonra Fırtına vadisine doğru ilerledik. Buradaki Timisvat köprüsü gerçekten  görülmeye değer. 







Orta yaş grubu olduğumuza bakmayın siz, Fırtına deresinde zipline bile yaptık.

(Ardeşen İlçesi Fırtına Deresi üzerinde  Genç girişimciler  tarafından kurulan sistemde  çelik halatlar vasıtası ile 15 metre yükseklik ve 70 metre uzunlukta çelik halatın bir ucundan bırakılan turistler derenin üzerinden hızla geçerek karşı yamaca ulaşıyor.)







     Buradaki aktivitelerden sonra Trabzon' a hareket ettik. Trabzon da gümüş işçiliğinde ön plana çıkan kazaziye, Trabzon hasırı örmeciliği  hakkında bilgi alıp gümüş takı hediyeler aldık. 

 Daha sonra öğle yemeği yendi ve beni etkileyen yere (denizden de 1750 mt yükseklikte bulunan) Kümbet yaylasına çıktık. 







 Gölde irili ufaklı bir çok alabalık mevcut

Restoran binası


 Ekip trekkinge çıkmış bile


Ah o papatyaları toplayıp getirebilseydim daha bir mutlu olacaktım.. zaten Motorize çingeneler gibi her yerden bir şeyler alarak geziye devam ettik durduk. 








Göz alabildiğine yeşil çayır alanlar ve çam ormanlarıyla kaplı bir yayla. Burada kaldığımız otel Birun Dağevi. 


Otel tamamı ahşap 10 adet villalar ve merkez binadan oluşmuş geniş bir araziye sahip.. Herşey ( masalar, sehpalar, sandalyeler çatı - zemin vs)ahşaptı desem doğrudur. odalar çok güzeldi. Restoran önündeki doğallığı koruyarak yapılan göl de balıkları seyrederek kahvaltı yaptık daha sonra 1,5-2 saatlik bir trekking sonrasında alınan güzel bir banyo ve ardından yenen yemek bizi kendimize getirdi..

6. gün:
Saat 14_oo gibi otelden ayrılıp Giresun'a ve orduya hareket ettik. İlk kaldığımız otel olan Anemon otele akşam saatlerinde yerleştik. 

7. gün: 
Kahvaltı sonrası Ankaraya hareket için yola koyulduk. Tabi karadenizdeki en son durağımız Samsun ilimizdi. Bandırma vapurunu, 





 Turun en yaşlısı tonton Raif amca Bandırma vapurunda o zaman görev alan askere birşeylerden şikayet ediyordu.






ve iskeledeki Atatürk' ün 19 mayıs 1919 da Samsun' a ayak bastığı anı simgeleyen silah arkadaşlarıyla hatıra fotoğramızı çektirdik. 





Arkeoloji ve Etnoğrafya müzeleri gezisinden sonra  Hisarönü Restouratta Samsun un ünlü pidesi










 ayran ve iki farklı tatlı ( tel kadayıf ve üçgen yufkaya sarılmış laz böreği)




çeşidiyle öğlen yemeğimizi  yedik. Bir hafta boyunca ne çok gezmiş olmamıza rağmen bir o kadar dinlenmiş, yaylalarından derelerinden oksijeni göğsüne depolamış dinç bedenlerle artık dönüş yolundaydık herkes mutlu mesut olarak tekrar başka bir turda karşılaşma sözleri alınarak son durağımız Ankara da birbirimizden ayrıldık..

Notlar: 
 Öncelikle bir heves hazırlandığımız bu geziye eşimin yeni aldığı fotoğraf makinasını ve ilaçlarını koyduğu çantasını unutarak çıktık ama olsun tur arkadaşlarımızdan hem ilaç hem fotoğraf çekim konusunda fazlasıyla yardım gördük..ilk fırsatta eczaneden ilaçlarımızı aldık.

Biz tur boyunca devamlı gezeceğimizi düşünerek valizimize her gün için birer takım iç ve dış giysi alarak temkinli gitmiştik. Aşırı nem ve sıcak durmadan giysi değiştirmemizi gerektiriyordu. Otelin birisinde çamaşır yıkama hizmeti almak durumunda kaldık..

Karadeniz gezisi için en güzel ayın haziran olduğu da bir kez daha vurgulandı. 

Rehberimiz Uğurcan Çalışkan, bilgisiyle, güleryüzlülüğüyle ve kendine olan özgüveni ile hepimizin hayranlığını kazandı. 

Şoförümüz İsmail bey ise tam bir Rizeli ve karedenizin zorlu yolları çok iyi bilmesi bizi yolculuk boyunca hiç germedi, kasmadı hatta bazı zorlu parkurlardan geçince büyük alkış topladı. 
Muavinimiz turun ikinci en küçük elemanıydı devamlı gülücük dağıtan saygılı hizmetini mutlulukla yapan bir çocuktu..

Ayder turizm ekibine en kısa zamanda bir başka turlarına katılmak ümidiyle buradan eşim ve kendi adıma sonsuz teşekkür ederim.